Vatandaşımız pazarlık yapmayı sever. Öyle ki kimi zaman, anlaştığı fiyat üzerinden işi yaptırır, işi teslim almaya geldiğinde bir daha pazarlık yapar, ödemeyi yaparken en son bir kez daha yuvarlar, yine pazarlık yapar.
Tabi bunun adına pazarlık denirse !
Bir başka pazarlık da kamu ihalelerinde oluyor. Üstelik yıllar içinde o kadar çok pazarlık yapmaya başlıyoruz ki, pazarlık oranı nerelerden nerelere geliyor. Bu yazıda kamu ihalelerinde ve yapım işlerinde, pazarlık payının toplam alımlar içindeki yerini ve yıllar içindeki değişimini sizlere aktaracağım.
Verileri Kamu İhale Kurumunun Resmi Sayfasından temin ettim. 2005, 2015, 2021,2022,2023,2024 ve 2025’in ilk 6 ayını içeren verileri bu yazıda ele alacağız. Yani son 5 yıl, 10 yıl öncesi ve 20 yıl öncesi..
Geriden başlayıp bugüne mi gelmeliyim, yoksa bugünden geriye mi gitmeliyim ? Nasıl yapayım diye düşünürken, önce iyi haberi vermeyi tercih ettim ve eskiden bugüne doğru gelmeye karar verdim. Anlayacağız üzere, yazının sonuna doğru ilerledikçe karamsar tablolar bizleri bekliyor.
Öyleyse başlayalım.
2005 YILI
2005 yılı ihale istatistiklerinde paylaşım veri seti, eşik değerin altı ihaleler ve eşik değerin üstü ihaleler diye tasnif edilmiş. Ben de formatı hiç bozmadan aynı şekilde paylaşacağım.
Eşik eğer altı denilen görece sözleşme bedeli daha düşük ihalelerde durum şu şekilde ;

Pazarlık usulünce yapılan yapım işlerinin toplam alımlardaki yüzdesi;
=359.351 / (1.039.988+88.179+10.599.664) = %3,06
Yani tüm kamu alımlarının içinde pazarlık usulünce yapılan yapım işlerinin oranı sadece %3.
Eşik eğer üstü denilen görece sözleşme bedeli daha büyük ihalelerde ise durum şu şekilde ;

Burada da yine aynı şekilde hesap yaptığımızda, pazarlık usulü ile yaptırılan yapım işlerinin tüm ihaleler içindeki yüzdesi sadece %1,49.
Bu oranları yazının devamında bir daha asla göremeyeceğinizi şimdiden belirtmek isterim.
Ayrıca bir başka dikkat çekmenizi istediğim yer ise, yapım işlerinin toplam ihaleler içindeki yüzdesel payının da sürekli artması. 2000’li yıllarında başında, hizmet ve mal alım işlerinin oranları daha yüksek iken, ilerleyen yıllarda yapım işlerinin oranları hızla artıyor. Yapım işlerinin toplam harcama içindeki payı 2005 yılında, eşik değer altı ve üstü ikisi toplanıp bakıldığında, %45,49 olarak karşımıza çıkıyor.
Olumlu tarafından bakıldığında, hükümetin alt yapı yatırımlarına olan ilgisini, katkısını ve yönelimini burada görebilmekteyiz. Olumsuz taraflarını da zaten ilerleyen tablolarda göreceksiniz.
2015 YILI
2015 yılında toplam kamu ihale harcamalarının %3,51’i (4.506.729 / 128.244.122) pazarlık usulü yapım işi olarak harcanmış. Yine yapım işlerinin toplam kamu alımı içindeki oranı ise, %41,96.

2021 YILI
2005 ve 2015 yılında %3 mertebelerinde olan pazarlık usulü yapım işi oranı, yıllar 2021’i gösterdiğinde %21’e çıkıyor.
Yapım işlerinin toplam alımlar içindeki oranı ise, %40’lardan %60’lara geliyor.

2022 YILI

2023 YILI

2024 YILI

2025 YILI – İLK 6 AY

SONUÇ
Sonuç şu.
Sorgulamıyoruz.
İtiraz etmiyoruz.
İtaat ediyoruz.
2025 yılında kalan 6 ayında da benzer bir tablo görür isek, 1 Trilyon liralık harcama kaleminde “pazarlık” yapılarak işler birilerine veriliyor olacak. Biz de bu işler niye pazarlıkla oluyor, açık ihale ile olmuyor demiyoruz. Sorgulamıyoruz, eleştirmiyoruz.
Bir kısım kesim, ama deprem bölgesi, ama aciliyet diyebilir. Deprem olalı neredeyse 3 sene olacak. Hangi aciliyet ? İşlerin pazarlıkla verilmesi neredeyse bir alışkanlık halini aldı. Bu doğru bir yöntem değil.
Pazarlık usulü işler, gerçekten acil bir durum olduğunda olur. Örneğin deprem olur, afet olur, heyelan olur, acil bir konteyner kent yapman gerekir, yahut acil bir altyapı işi yapman gerekir, dere ıslahı vs. , burada olabilir, bu anlaşılabilir. Ancak aradan yıllar geçmesine rağmen işlerin tüm alımlar içindeki payı %40’lar ile pazarlık usulü ile veriliyor ise bu durum izah edilebilir değil. 2025 yılı ilk 6 ay verilerinde toplam yapım işleri içinde pazarlık payı ile yapılan işlerin oranı ise, %58. Yani her 100 liralık yapım işinin 58 lirası pazarlık usulü ile ihale ediliyor.
Ülke olarak bir savaşın içindeyiz, yahut ülke olarak komple bir afet bölgesi ilan edildik de haberimiz mi yok ?
Nedir bu aciliyet ?
Nereye bu gidiş !
PEKİ NE YAPILMALI ?
Öncelikle pazarlık usulü verilebilecek işlerin hukuki çerçevesi daraltılmalı. Önüne gelen canı istediğinde kılıfına uydurarak işleri pazarlık usulü ile ihale edememeli. Pazarlık usulü işler ayrı bir sorgu konusu olmalı. Her ihale sonunda izahatı şeffaf bir şekilde kamuya yapılmalı.
Güçlü firmalar pazarlık usulü ile işleri alsın, çabucak yapsın deniliyor ise, bu anlaşılabilir, ancak, bunun da yöntemi bu olmamalı. Müteahhit firmalar kategorize edilmeli. Şampiyonlar Ligi, UEFA gibi, Süperlig gibi.. Bu firmaların, örneğin, her 3 yılda bir performansları değerlendirilir, iş bitirme süreleri, iş güvenliği performansı, yaptığı işlerin toplam büyüklükleri, finansal durumları, borç oranları, teknik kadroları, makine, ekip, ekipman parkları incelenir, yeterli görülenler bu gruplara dahil edilir yahut yetersiz olanlar bu gruplardan çıkarılır. Eşit güçteki firmalar eşit şartlarda yarışmış olur. Orta ve küçük büyüklüklerdeki işlerde de benzer bir yaklaşım mutlaka ele alınmalıdır.
Acil bir durum olduğunda, bu gruplara daha önce belli kriterler ile seçilmiş firmalara, kura ile, yahut eşit tutarlarda ve iş büyüklüklerinde işler sırası ile pay edilir. Burada da belli bir kar oranını devlet belirler bu oran üzerinde bir kar ile işi vermez. Yahut bu firmaların tümü, rekabete açık bir ortamda, aralarında yarışırlar, ihalelere girerler, böylece elma ile elma yarışmış olur. İşlerini zamanında yapamayan, iş kazalarına sebebiyet veren, işlerini kalitesiz yapan firmalar, böylece kendilerine üst liglerde yer bulamamış olur.
İhalelere girerken sürekli aynı koşullarda girmek ve sadece fiyat odaklı bir firma seçimi, kaliteli firmaları aşağı çekerken, rastgele iş yapan kalitesiz firmaları da öne çıkarıyor. Bunlar doğru değil.
İyi olan ödüllendirilmeli. Kötü olan cezalandırılmalı. Adaletli olan budur.
Devlet şeffaf olmalı. Vergiyi şeffaf harcamalı. Hesap verebilir olmalı. Umarız, o günleri de görürüz.