Eklenme Tarihi:
23 Eylül 2009 saat: 12:30
Açıl Açıl Nereye Kadar

Bir açılım furyasıdır gidiyor, sonunun aydınlık, parlak veya hayırlı olacağını görsem ne ala. Ama gündemdeki son taze söylemde olduğu gibi, yumruğu kapalı bir insanla tokalaşmak mümkün olmadığı gibi, iyilik beklemeyen güzellik beklemeyen yahut iyiliği ve güzelliği daha farklı temellere dayandıran bir vatan parçası ile tokalaşmak da mümkün değildir.

İlkin Kürt açılımı dendi, saha sonra ülkenin bir kısmına bir etnik kimliğe ayrıcalık mı yapılıyor diye söylenmeye başlayınca vatandaş, adı demokratik açılım oldu, ülkemin konuşanına düşünenine yıl bazlı cezalar verildiğini, seçimlerde baraj olduğunu, partilerin antidemokratik olduğunu ve otoriter bir yönetime tabi olduğunu, tüm meclis kararlarının 550 isimle değil, 15-20 kişiyle karara bağlandığını diğerlerinin sadece ellerini kaldırdığını ve daha nice anti demokratik uygulamayı gören hükümet ve çevresi, daha sonraları demokratik açılım söylemini daha geniş kesimlere hitap eden, ve daha ılımlı yumuşak bir söylem olan “milli birlik projesi” ile değiştirdi.

Bugün gelinen noktada medyanın üzerine düşmesi ile zoraki yakalanan bir C.G. , ve zamanında üzerinde hassasiyetle durulmamış binlerce faili meçhul, siyasi cenaze ve daha niceleri ile, insan hakları konusunda minik minik adımları ancak atabilmiş bir ülkenin ferdi olarak demem o ki, işin temeli yanlış atılmış ve bir etnik hareketten yola çıkarak iyi güzel adımlar atılmak istenmiştir, oysa yamalı bohça haline gelmiş anayasanın yeniden ve millet iradesi ile şekillenmesi ardından bu konu ve diğer etnik unsurlar dini unsurlar da kendi payına düşen hak ve adaleti almış olacaktır.

Sorunun temelinde bu ülke ile bu bayrak ile yaşamak istiyor musun, istemiyor musun suali yatmaktadır, benzer durumu kendi topraklarım olan Doğu Karadeniz’de de görmek mümkün, orda da değişik alfabeler var, orda da farklı bir dil var, orda da eski rum gürcü isimlerinden kalma vatandaşlar var köyler var, ama arada büyük bir fark var.

Doğu Karadeniz ile Anadolu’nun Güney Doğu’su düşünce yapısı ile siyasi yapısı ile birbirinden tamamen farklı düşünmekte. Ne kadar açılırsak açılalım, sınırlar değişmedikçe farklı paçavralar bu topraklarda bayrak diye sallanmadıkça, bu kirli ve kanlı oyun bozulmadıkça bu emeli taşıyan hain vicdanlı kanlı ellerin sahibi bu insanların ne dağdan inmek gibi bir niyeti oluşacaktır, ne de geri dönme.

Peki ne yapılmalı, kişisel görüşüm olarak, bölgenin işsizliğinin de eğitimsizliğinin de geri kalmışlığının da ilk sorumlusu terördür. Terör, vatanın o coğrafyasına hizmet gitsin, eğitim gitsin istememektedir, halkı devletten uzaklaştırmak istemektedir, o halde öncelikle ne pahasına olursa olsun Irak’ın kuzeyi ve ülkenin teröre bulaşmış coğrafyası ile sıkı bir çatışmaya girilmeli ve tüm bu unsurlar acımadan göz yaşlarına bakmadan temizlenmeli öldürülmeli, yok edilmelidir.
Bİr daha lise sıralarından kalkıp daha çıkmaya genç arkadaşlarım cesaret edememelidir, bilmelidir ki, giderse en yakın zamanda bir asker kurşunuyla bir havan topuyla bir uçak bombası ile öldürülecektir.
Devlet askeri gücünü hissettirmelidir, hem ülke topraklarında, hem de bu işin yuvasında.
Sonrasında zaten, bölgesine toprağına yatırım yapmak hizmet götürmek isteyen ancak çekinen özel sektör ve devlet işbirliği ile bölgenin kalkınması sağlanmalıdır.

Birçoklarının düşündüğü gibi önce hizmet iş aş götürüp sonra terörün azalacığını bekleyenlerden değilim, önce dağlardan hainlerin temizlenip sonra bölgeye ciddi bir yatırım sürecinin başlatılması gerektiğine inananlar safındayım.

Umarım, Erdoğan ve ekibi, bölgenin tek çimentosu olan din unsuruna da elinden çıkarmaz.

Henüz hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Yorum Yazabilirsiniz;

Lütfen gerekli alanları doğru bir şekilde doldurun ve varsa web adresi girmeyi unutmayın ..
Bu bölümdeki tüm yazılar tarafımdan yazılmış olup izinsiz kullanılması yayınlanması kopyalanması T.C. yasalarına göre SUÇTUR.
Anasayfaya dönmek için
tıklayın
Destekleri için Wordpress'e teşekkürler.

KAYIT (UYE) OL